Bu Blogda Ara

20 Aralık 2010 Pazartesi

LIVERPOOL KİMLERİ ALMALI?


 Kuşkusuz hiçbir Liverpool taraftarı takımın ligdeki durumundan memnun değil.(Her ne kadar geçen yılki tecrübeyle buna alışmış da olsalar).Hodgson'ın takımı ne kadar ileriye taşıdıgı da ortada(!).Klübün el değiştirmesi ve ardından gelen bir iki kıpırtı takımı üst sıralara çıkarmak adına umut vericiydi fakat o dengesiz tablo tekrar geri döndü.Bir hafta Chelsea'yi 2-0 yenip,çok da kötü oynamadıgı bir maçta Newcastle'dan 3 yiyebilen bir takım görüntüsüne tekrar geri döndü takım.Kuşkusuz bu kadro Roy'un kadrosu değil fakat her yeni teknik direktör gibi Roy'da elindeki kadrodan en fazla verimi almak zorunda.Bunu başarıyla yerine getirdiğini düşünen var mı?Zihinsel açıdan Agger ve Johnson gibi benim gözümde iki hayati oyuncuyu zaten kaybetmiş durumda.5 dk sonra Johnson Juventus ile anlaştı vb. tarzdaki haber görürseniz kesinlikle şaşırmayın.


Kalede Reina gibi zaman zaman hatalı goller yese de bence dünyanın en kaliteli kalecilerinden olan bir ispanyol var.Yedeği Jones fazla tecrübeli bir isim değil yaşına rağmen.Zaten İngiliz oldugu için alındı.Fakat ona verilen 2-3 M luk para yerine boşta olan 35 yaş civarı bir kaleci alınsa(en azından championship tecrübeli) çok daha iyi olurdu.Kim istemezki son yıllarını Anfield'da geçirmeyi.Bu nedenle Jones gönderilmeli.


Defansta Kesinlikle ve kesinlikle gönderilmemesi gereken oyuncu Johnson'dır.Roy ile arasında ne kadar sorun yokmuş gibi gözükse de ufak görüş ayrılıkları var fakat bunlar Johnson'ın göndeirlmesini gerektirmiyor.Alternatifi de hücumsal olarak Bale etkisi yapması imkansız olan fakat defansif anlamda ondan daha da fazlasını verecek ve gerektiğinde de stoper oynayabilecek Kelly var.Ortaya bir transfer şart gibi.Gerek Skrtel-Agger ikilisinin(özellikle Agger-her yıl en az 2-3 ay) sahalardan uzak kalması,Carragher'ın ilerleyen yaşı ve Soto'nun kontratının bitmesi buraya transfer yapılması gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor.Doğru adam has bir Liverpool taraftarı da olan Kjaer.Hatta yeni Hyypia bile deyebiliriz onun için(saçları da hesaba katarak).Solda Aurelio'nun müzmin sakatlıgı ve Koncheksy'nin kalitesini harmanladıgımızda nitelikli sol bek adamı gözükmüyor takımda.Insua geri döndüğünde kesinlikle orada alternatif olarak tutulmalı.Gönderilen Aurelio ve Koncheksy yerine de Coentrao harika bir transfer olur.
Johnson(Kelly),Kjaer(Skrtel),Agger(Wilson),Coentrao(Insua)..Carragher-Ayala ve Darby gibi alternatiflerle de neredeyse savunmada sıkıntı yaşanması ihtimali sıfırlanıyor.


Orta alanda Gerrard-Meireles ikilisi araya Lucas'ı da koyarak bence bozulmamalı.Gerrard-Meireles ikilisi çünkü birbirlerini tamamlıyorlar.Aqualiani'nin geri dönme ihtimali hiç yok benim gözümde.Poulsen de fazlalık gibi gözüküyor ki bence bu ikisi gönderilmeli.Shelvey ve Spearing daha fazla forma giymeli.Kanatlarda Babel'in mental anlamda kopukluğu,Jovanovic'in İngiltere standartlarının altında oluşu buraya birden çok transfer yapılmasının en büyük kanıtı.Maxi Rodriguez kendini yeni yeni bulmaya başladı fakat daha iyisi alınmak kaydıyla satılabilir.Sözleşmeleri yıl sonunuda bitecek olan Pienaar,Ashley Young ikilisi takıma kazandırılırsa yüzyılın bedelsiz bomba transferleri olur bu ikili.Agbonlahor'da transfer edilip en azından kadrodaki yerli oyuncu sayısı artırılırsa kontenjan açısından da rahatlar takım.
J.Cole(Agbonlahor),Gerrard(Spearing),Meireles(Lucas),Pienaar(A.Young)-Eccleston ve Shelvey diğer alternatifler.


Hücumda Torres'in uzun sakatlıkları takımı gol yollarında hayli sıkıntıya sokuyor.Torres'in arkasında Kuyt gibi her yöne koşan,hırslı uzaktan sağlam şutları olan biri oynamalı ki Torres'in de yükü hafiflesin.Meireles ve Aqualiani Kuyt'ın birçok yönden yanına bile yaklaşamıyor.Yedek olarak da Ngog'a bagımlı kalmaktansa Carlton Cole gibi defansif forvet(Emil Heskey tarzı asistçi) alınırsa 0-0 giden maçlarda son dakikalarda gol bulma şansı iki katına çıkar.Ngog o boyuna ragmen çok az kafa golü atıyor.Ben şahsen çok kafa golü hatırlamıyorum Ngog tarafından.Daha çok bireysel yetenekleri ön plana çıkartıyor.
Torres(Ngog),Kuyt(C.Cole)-Pacheco da gerektiginde sahaya sürülebilir.

TAKTİK:4-2-3-1

21 Kasım 2010 Pazar

ROY HODGSON VE OYUNCU DEĞİŞİKLİKLERİ HAKKINDA


Liverpool son maçında West Ham karşısında farka da gitse kuşkusuz kimse Hodgson'ın oynattıgı oyundan memnun değil.Hatta benim gibi oynattıgı oyundan öte maç içinde yaptıgı değişiklikleri benimsemeyenlerin de sayısı tahminimce her geçen gün artıyor.3-0 üzerine az sonra diyeceklerimi yazmak elbette çelişki yaratabilir fakat bence her şeyden öte en önemli husustur.



 Çıkan ilk 11 e kimsenin laf atmaya hakkı yok.Çıkarabileceği en iyi kadroyu çıkarmış fakat yedeklerde Eccleston dan ziyade bir Pacheco otursa Roy'un yanında daha iyi olmaz mı? Hem daha genç Eccleston a göre hem de geleceğin en iyi oyucuları arasında gösteriliyor tıpkı Valle ve Butchmann gibi.Fakat ikisi de Fulham'a gönderildi.Aman Pacheco'nun sonu da onlara benzemesin.Fakat en önemli husus,oyuncu tercihlerinden öte bence süreleri.Maç 3-0 önde gidiyor.Üstüne üstlük kendi evinizdesiniz,rakip sizden daha zayıf hatta ligin sonuncusu,rakibin tek olgun bir atagı ve şutu bile yok,üstelik hala maça hakim olan ve rakibe saldıran taraf sizsiniz.ve ilk oyuncu değişikliği 74 te Aurelio ile geliyor.Aurelio sakatlıktan döndüğü için O'na şans vermek istemiş olabilir ki güzel oldu harika oyndadı maçın geri kalan bölümünde.Bundan sonra 83 de Shelvey'i ve 85 de Babel'i almanın mantıklı bir açıklaması yok.Sanki 1-0 öndesin de gol yeme korkusuyla oyunu soğutmaya çalışıyor gibi bir izlenim veriyor Roy bana.Shelvey'nin oyuna girmesi güzel fakat 60 larda girse daha iyi olmaz mıydı? Ya da Babel'e resmen küfrederek oyuna 85 de almaktansa Eccleston'ın yerine Pacheco'yu kadroya alıp en azından 5 dk Pacheco'ya şans versen(ki 5 dk yanlış bence) daha güzel olmaz mıydı? Bu kadar zayıf bir rakip karşısında Pacheco belki golünü atar ve kendine olan özgüveni gelişir,takımına daha yararlı bir futbolcu olurdu.Ben O'nun yerinde olsam(ah keşke) 65 te Aurelio-Pacheco,80 de de Shelvey'i alırdım oyuna.



Sonuç olarak,Liverpool bu kadar zayıf ve fark atacak bir rakibi kolay kolay bulamayabilir ilerleyen haftalarda ve bu tür maçlarda genç oyuncular için adeta bir derbi maçıyken onları oyuna geç almak ve en kötüsü kadroya almamak başlı başına saçmalık.Umarız(fakat ümidimiz yok) bu yanlış tavrından dönen Roy,klüpte o kadar uzun yıllar kalır ki genç oyuncularla birlikte en iyi yere gelir ve şampiyonluk yaşar(!)

19 Kasım 2010 Cuma

DAVID N'GOG VE GOLCÜLÜĞÜ

 N'gog, Rafa'nın Liverpool'a attıgı son kazıkların Lucas ile birlikte en iyi örneği bence.Diğer kazıklara hiç girmeyelim işin içinden çıkamayız.Crouch dan sonra Crouch tarzı bir forvet arama işine giren Rafa,gözlemcilerin de raporuyla Ngog'u Anfield'a getirmişti.O'nun hakkında çok iyi bir golcü geleceğin iyi oyuncuları arasına girmesi muhtemel falan deyip zırvalamıştı.Liverpool'a gelene kadar PSG'de 18 maçta 1 gol atması onun ne kadar golcü(!) bir oyuncu oldugunu zaten sonuna kadar haklı çıkartıyor.İstatistikler yalan söylemez sonuçta.Sanırım Rafa,kendisinin Fransa Milli Takımının genç takımlarındaki performanstan etkilenmiş olacaktı ki O'na bu kadar umut bağladı.Hakkını yemeyelim söz konusu milli takımsa gerçekten güzel bir maç-gol istatistiği yakalamış.

Gelelim golcülüğüne..Ngog, maç-gol durumuna baktıgımızda aslında Liverpool için çok da kötü bir istatistiğe sahip değil elbette fakat Torres'in alternatifi olabilecek potansiyelde asla değil.Zaten çoğu Liverpool taraftarı da bundan şikayetçi.Koskoca Liverpool'un yıldız forveti Torres'in yedeğinin Ngog'un da fiziğini göz önüne alarak C.Cole,Crouch vb.isimler olması bekleniyor.Bu başlıbaşına apayrı bir konu..

N'gog'un Liverpool da oynadıgı maçların %90 ı şahsım tarafından izlendi.Özellikle de dikkat ettim N'gog a.Bazı maçlarda gerçekten takımın kilit adamı oldu.Takımı uçurumun kenarından alıp dağın zirvesine çıkardığı da oldu,adeta maçın içine ettiği de oldu.Ama genel gözlemim,N'gog'un bir takım oyuncusu değil de daha çok bireysel yetenekleriyle yol alabilen bir oyuncu oldugu kanısına vardım.İbrahimovic'i çok andırıyor bana bu özelliğe sahip olmasıyla.Liverpool'un gol sorunu çektiği maçlarda bakın Ngog'a,şöyle bir 5 dk. izleyin ne yapıyor,durumu nedir diye.Takımdan kopuk,kendi halinde,adam gibi pas vermezlerse gol atmam,sorumluluk kabul etmem tarzında hareketleri var.Gerçekten çok rahat gözlemlenebilir.Herhalde kendisini bir Carragher bir Gerrard bir Fowler gibi görmesinden olacak bu kadar rahat bir tablo çiziyor ortaya.İlginç olan başka bir husus ise bu abimizin 1.89 boyunda oluşu ve attıgı gollerin %90 ının ayakla atılması.Size 1.90 lık bir oyuncunun attıgı 10 golün 9'unu nasıl attığı sorulsa herhalde tereddütsüz kafayla dersiniz.Ben çok az hatırlıyorum attıgı kafa golü sayısı.Şu anda R.Hodgson'ın ondan istediği klasik İngiliz uzun boylu santrfor tipi.Top indiricek yanındaki partneri(Torres) çakacak.Ngog boy olarak ne kadar yeterli olsa da genel fiziksel açıdan buna müsait değil.Çok atlatik,bileklerine çok hakim.O fizikle bunu yapabilen oyuncu sayısı çok ender.Bir Carew geliyor aklıma..Bu tip oyuncularda zaman zaman kafayla goller atsalar da çoğunu adam geçerek kendi becerileriyle atmaya mahkumlar.Stoperler tarafından da çok yıpratılıyorlar.

Sonuç olarak,N'gog kesinlikle Roy'un aradıgı forvet tipi değil.C.Cole tam 10 numara olur şayet gelirse ki şüpheli.Ngog da 5m gibi bir fiyata orta düzey bir takıma gider.Liverpool taraftarı da O'nu yıllar sonra iyi niyetli(!),golcü(!) bir oyuncu olarak ufak bir tebessümle anımsar.

18 Kasım 2010 Perşembe

LUCAS LEIVA VE ZİHNİNDE KURAMADIĞI OYUNCU TİPİ

  Açıkçası nereden başlasak bilemiyorum Lucas hakkında.Hakkında yazılacak hiçbir olumlu bir şey olmadıgı için açıkçası onu dibe batırmak da istemiyorum ama bu hakkı bana kendisi veriyor.Gerçekten berbat bir oyuncu.Takım arkadaşı Gerrard İngiltere'de görev yapan Özbek bir yan hakem için ''Gördüğüm en kötü yan hakem.'' demişti.Aynısını Lucas a diyorum.''Lucas,mevkiisinde gördüğüm en berbat futbolcu.''Altyapısından çıktıgı Gremio da oynadıgı başarılı futbol onu Brezilya-U20 lere kadar yükseltti.Milli takımda oynadıgı harika futbol dikkatlerin kendi üzerinde yoğunlaşmasına neden oldu.Ardından Rafa Benitez,onu çok begendiğini söyledi ve Liverpool'a aldı aynı yıllarda Brezilya U23 e gitti ve ne olduysa artık İngiltere'ye mi adepte olamadı(4 yıl da az bir zaman ya hani(!),oyun sistemi mi Liverpool'a uymadı bilemiyorum.Resmen haram para yedi aldıgı maaşla bugüne kadar.Tek artısı var bu adamın hiç sakatlandıgını hatırlamıyorum.İlginç bir şekilde her sezona en az 1 gol sığdırması çok gülünç.Oynadıgı 2 maçtan 1 inde mutlaka uzaklardan anlamsız yere şutlar atar ki,yüzde 90 ı kaleyi bulmazdı.


Bence onun en büyük sıkıntısı kendi oyun stilini bilememesi.Evet gerçekten öyle.Çıktıgı günden biri kimileri onu defansif,kimileri ofansif kimliğe büründürdü.O da sapıttı.He böyle onun hakkında bir karışıklık olmasa Alonso gibi uzaktan her attıgı füze gol olur muydu , ya da Gerrard gibi futbol adına herbir şeyden nasibini alır mıydı? Bunu içtenlikle söyleyebiliyorum:''ZOR!'' Çünkü Lucas kısıtlı yetenek.Hatta kısıtlının kısıtlısının kısıtlısı(babamın babasının oğlu :))Bana kalırsa ne hücumsal yani ne de defansif yanı kuvvetli.Sokakta görsem futbolcu olduguna inanmazdım.Kesinlikle..''Yapabileceği çok iyi meslekler vardı.Çok iyi komedyen olabilirdi mesela''.(Yakın bir dostum demişti Lucas hakkında) Ne kadarda doğru demiş.Şimdi sen koy Lucas'ı Canalı Ayhanlı GS ortasahasına.Tribünlerin yıldızı olur.Gülmekten gebertir adamı.Cana-Ayhan-Leiva..Futbolu sevdiğimiz için göze hoş gelen futbol istiyoruz belki ama varsın olmasın.Lucas dan sadece olumlu güzel paslar bekliyorum bu dakkadan sonra gol atmış,gol pası vermiş umrumda değil.Şimdi karşı çıkanlar olacaktır niye böyle dedim diye.Bir çelişki var.Çünkü Lucas,geçen senenin en olumlu pas yapan oyuncusu İngiltere'de.Ama bakın,izleyin Lucas'ın oynadıgı Liverpool maçlarını(gerçi tamamına yakın oynadı Aqualiani-Lucas-Alonso üçgenine hiç girmeyeceğim) Lucas verdiği pasların kaçını ileriye,sağa sola atmış.10 pas atsa 1 tanesini oyunun ileri bölümüne,rakip sahaya taşıyor.Lucas'ın yaptıgı şey basit.Topu ayağında tutuyor,nereye atacagını hesaplıyor(futbolda hızlı düşünmekte mümkün),atana kadar rakip forvet Kahramanımıza yaklaşıyor.Bunu gören Kahramanımız topu direkt artık kim oynarsa(Carragher-Skrtel-Hyypia-Agger-Kyrgiakos) O'na atıyor.Bu da olumlu lanse ediliyor.Yanlış bizim kasap Sadullah Abi'yi de alın koyun Lucas yerine(zaten ilk 11 başlaması hata) top geldiğinde çevirsin sırtını ve atsın topu stopere.Zor mu?Umarız Roy Hodgson,bu yaptıgı yanlış oyuncu seçimlerinden vazgeçer de Spearing ve Shelvey gibi gelecekleri güzel olacak olan 2 çocuktan birine şans verir de bir dostun dediği gibi Lucas da asıl mevkiisi olan yedek klübesine döner.Zaten Liverpool taraftarlarının %70 i de Lucas ın ne yaptıgını bilmiyor.Ondan kurtulmanın en güzel  yolu devre arası yandaşı Rafa'nın yanına paketlemek.4m a biter bu iş...



                                            http://www.youtube.com/watch?v=qQbgDGbtThc

11 Eylül 2010 Cumartesi

BİR YAŞAM STİLİ OLARAK CM

Herkes duymuştur ''CM'' ya da ''FM'' kelimesini.Acaba ne ? Neyin kısatlması ? Kurcalamıştır bunlar kimilerinin beyni.Bildiğiniz gibi genel adıyla Championship Manager oyunu ilk olarak 1992 yılında piyasaya sürülmüştü.Bu devir de daha çok ''ChampMan'' olarak anılırdı.Kısa zamanda geniş kitlelerin sevgilisi haline geldi ve tüm zamanların en iyi oyunlarından biri oldu.Ben de bu maceraya 03-04 serisiyle başladım.Gerçekten harika bir oyundu.Her zaman 01-02 ile birlikte oyunun en iyi serisi olarak nitelendirilmiştir.Açıkçası 01-02 yi çok oynamadım.Oynadıgım süre içerisinde de pek begenmediğimi söylemeliyim.Belki de ilk göz ağrım olmadığı içindir.Yorum sizlerin..Bu süre zarfında CM3,Premier Manager 2000,CM 08,CM 10,FM 05,FM 07,FM 08,FM 10 gibi oyunları da oynadım.Hiç biri 03-04 kadar keyif vermedi bana.CM10 güncel kadrosuna cm 03-04 sezonu orjinal db yi tercih ederim doğrusu.O oyunu anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalıyor gerçekten.Anlatılmaz yaşanır derler ya öyle evet.O kadar bağlanırsınız ki sanki o sizin çocugunuzdur gece yatağa yatınca ''Yarınki Levski Sofia Uefa Maçım'' ne olucak diye kafa patmatmadan duramaz ve sabah erkenden kalkıp o maçı oynar.İşe ya da okulunuza öyle gidersiniz.Bir kariyerimden bahsetmek istiyorum,Mersin İ.Y çalıştırdıgım takım.3 4 sene içerisinde Süper Lig'e adım attık.Ligde sağlam bir konum edindik.Bir 3 4 yıl daha geçti şampiyonluk yarışına girdik,CL maçlarına gittik derken her bir kariyer gibi o da bitti.Üzücüydü.3 sene evvel yolum Mersin e düşünce ve şans eseri o stadın önünden geçince duygulanmamak elde değildi dedim içimden:Ben bu stada CL maçı oynatmıştım hatta Barcelona bile Mersin'e gelmişti.Acaba forvetleri Özgür Nasuh hala orada oynuormudur.Acaba taraftarlar stadı hınca hınç dolduruyormudur yine.Hatta gaza gelip oyunda yazdıgı gibi heykelimi falan aradım etrafta bulamadım.Ufak bir tebessüm eşliğinde yola devam ettim.Bir de ''CM diyorsa doğrudur'' gerçeğine değinmeden geçemeyeceğim.Adı üstünde gerçek doğruluğunu ispatlamaya gerek yok.Benim keşfettiğim Barnetta,Kalstrom,Robinho,Tevez,Jean Chera bugün hatrı sayılır oyuncular.Bunları 100 lerce keşfeden olmuştır elbet fakat benim kendim keşfetmem bana ayrı bir mutluluk veriyor.Mesela Kalstrom benim çocugum gibi.Ne güzel..Hani olurda çok sevdiğiniz özel paylaşmak istemediğiniz bir eşyanız olur onun gibi benim için.Bir arkadaşın yorumu vardı CM nin sex ten daha iyi oldugu konusunda.Reklamlarda dediği gibi ''Better than Sex'' derdi.CM de bir sezon biter 6 saatte,sex biter 2 saatte derdi.Doğruydu.CM de bir kariyere neler sığmazdı ki..Kendimizi motive etmek için arkadan CL müziğini açmalar,anneniz yemek hazır diye bagırdıgında +2 verdi! 2 dk ye geliyorum demeler.Gerçekten ayrı bir tat.Şu anda ne eskisi gibi CM oynuyorum ne de o ilk günkü heves var içimde.Hayat şartları(okul,yaş) bunlara sürükledi yine zaman zaman alt liglerden Sunderland'i alıp.Üste çıkarmaya çalışırım.Buradan ''Kendin oynamayınca zevkli olmuyorki.Öyle izliyorsun.'' diye düşünen kişilere bbir önerim var önyargılı olmadan denemek gerek çünkü aynı hatayı bende yapmıştım.Bu arada hemen gelmişken söyleyeyim ilk transferim ManUtd'te Figo idi.Komik bir fiyata.Hepinize bol kariyerli günler..

BLOG HAKKINDA

İtiraf etmeliyim ki blog yazma fikri bende 2 yıldır mevcuttu.Şu günlerde bu emeli gerçekleştirmiş bulunmaktayım.Geç olsun güç olmasın mantığıyla yola çıktım.Aslında her şey Liverpool sevgimle başladı.İtiraf ediyorum! Evet ben Liverpool luyum! Peki neden bir Liverpool blog u kurmadım? Cevap basit:Bu işi benden kat kat daha iyi yapan ve REDSBLOG(liverpoolicin.blogspot.com) adlı bir bloga sahip olan Shareef e saygısızlık etmeyi aklımın ucundan bile geçirmiyorum.Hem bana genel olarak İngiltere yi yazmak objektif olma konusunda bayağı faydalı olacak(bu asıl nedenim).Değerli İzleyicilerin Liverpool yanlısı bir tavır sergileyeceğimi düşünmelerini kesinlikle istemem zaten yazılarımda bunu görürsünüz.Gerçek bir yorumcu objektifliği ile yazacağım.Blog içeriği hakkında da birkaç şeye değinelim elbet.Genel futbol üzerine fakat ağırlı İngiltere üzerine yazacağım.Haber paylaşımlarından ziyade,bazı önemli haberler için yorumlar ve herhangi bir konuyu ele alan azılar yazacagım.
.
*Eminim unuttuğum ve dolayısıyla yazamadığım şeyler vardır.Hatta var biliyorum :) Bunları da Değerli haydisahaya.blogspot.com sakinlerinin bana hatırlatmalarını isterim.Ek olarak öneri,şikayet vb. varsa dinlemekten haz duyarım.
                                                                                                                             Man Of The Match